Hayatı Sırtında Taşıyan Adam: Emür'ün Ahmet
- Ayrıntılar
- Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Kasım -0001 01:56
- Yayınlanma: Salı, 08 Kasım 2011 04:53
HAYATI SIRTINDA TAŞIYAN ADAM: EMÜR'ÜN AHMET
Hayatın çilesini hep sırtında taşıdı. Bedeninin potansiyelini aşan çalışmalar, yıpranmasının en önemli sebebi oldu. Harçlığını çıkarmak ve bir günü daha ötelemek için çıktığı bu hayat yolunda zorluklar hep onu buldu.
Sırtındaki ala bula ceketi ve başındaki o meşhur şapkasıyla herkesin yakından tanıdığı Emür’ün Ahmet, Süttaşı Mahallesi’nin Belen Mevkiinden Emür’ün İbrahim’in oğullarından biridir. Onun hayatında saflık, onun hayatında doğruluk vardır. Hayatını hep sırtından geçirdiği o ağır yük taşıyıcılığı ile kazandı. İnattı hayatın bütün güçlüklerini yenmek için. Ellerindeki nasırlar, sırtındaki yük izleri, yüz simasındaki çizikler onun ne derece bedensel çalıştığının göstergesidir.
Hani bazı insanın parası arttıkça cimriliği de artar ya. Parasal yönden sıkıntı çeken Ahmet, cebindeki bir iki kuruşu etrafındaki insanlarla paylaşmayı seven biridir. Bir iki kuruş para kazanan Ahmet bunu hep alnının akıyla hak etmiştir. Haram yönden para kazanıp zengin olunacağına, alın teriyle para kazanıp da fakir olmak yeğdir ki Ahmet bunun en büyük örneğidir.
Deregözü’ndeki kahvenin vazgeçilmezidir. Milletten istediği en büyük istek “bana bir çay ısmarlasana lafı” olmuştur. Ismarlayın Ahmet’e bir bardak çay n’olucak yani.
İlk başlarda içtiği Akçaabat tütününü bırakıp Maltepe, Samsun derken 2001 sigarasına geçti. Sigaranın sağlığına ne derece zarar verdiğinin bilincinde ama yapacağı bir şeyin olmadığını görmektedir.
40 yaşlarını çoktan geçti. Bu yaşına rağmen evlilik hayatı henüz gerçekleşmedi. Ama evlenmek için hala istekli. Bekar olması nedeniyle şapka altından kızlara bakıp tebessüm ettiği doğrudur. Düğünler onun için en büyük eğlencedir. Ahmet’i bir görürsünüz düğünde oyun halkasının en sonunda aheste aheste oyun oynamaktadır. Karadeniz müziğine aşırı sempatisi olan Ahmet, Hüseyin Bıçak ve Sait Uçar’ı dinleyince yerinde duramamaktadır. Belki bir hatun bana göz kırpar diye etrafına bakıp bekleyip durmaktadır. Zaman zaman aşka yelken açan Ahmet, platonik aşkla hayatını idame ettirmektedir. Yine en son bu sene kendisinin yarı yaşında bile olmayan bir kıza tutulmuş, kız bunu fark edince Ahmet’in yanına gelerek:
“Sen benim abim yerindesin” demiştir. Bu sözler üzerine moralleri alt üst olmuş ama abi bilinciyle olayı noktalamıştır.
Çevresindeki insanların zaman zaman onunla muhabbet amacıyla şapkasıyla oynaması onun en çok kızdığı bir olaydır. Bir de sandalyede otururken arkasından su dökmeseler. Ama şapkasıyla oynayanlar ve arkasından su dökenler için peşlerine düşüp yarım tekme atmaya çalışmakta ve dil aracılığıyla da bunu pekiştirmektedir.
Aritmetiğe uymayan yürüyüş tarzıyla etrafındaki insanlardan ayrılır. Bazen efkar dağıtmak için Belen başından bir Harşıt’a bakar bir Süttaşı’nın dağlarına. Kendini sorgular ve “hayat yine bana yalan söyledi” diye mırıldanır ve güler. Hayatın ne getireceği belli olmaz ama Ahmet ümitlidir, Ahmet hayata iyimser bakar. Hayatın ve insanların da kendisine aynı şekilde davranmasını beklemek en doğal hakkı olsa gerek.
