Geçmişe Yolculukta Bir Cibiroğlu
- Ayrıntılar
- Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Kasım -0001 01:56
- Yayınlanma: Salı, 08 Kasım 2011 04:56
GEÇMİŞE YOLCULUKTA bİR CİBİROĞLU
Bazı insanlar için hayat biter de anıları, sözleri ve yaşadıkları kalır geride. Konuşulur da konuşulurlar. İnsan düşünün, araya yıllar girse de onlar unutulmazlar listelerinde çoktan yerlerini almışlardır.
Cibiro Çakır’ın Mahmut olarak tanınan Rahmetli Mahmut Keskin de bu listede ismini almışlardan biridir. O yapılacak listenin belki de en başlarında bulunması gereken bir değerdi. Çünkü o bir efsanenin baş aktörüydü.
1931 yılında Süttaşı Mahallesi’nde doğdu. Güler yüzlü, titrek sesli, kırmızı yüzlüydü. Boyu kısa ama marifeti çok büyüktü. Herkesçe sevilmesi, neşesinin üzerinden eksik olmaması toplum adamı olmasının emareleriydi. Ahbaptı bütün milletle. Tirebolu’dan yukarıda onu tanımayan pek nadir insan bulunurdu. Sözleri ile karşısındaki insana iğneleyici ifadeler kullanır ancak sözleri kimseye batmazdı. Çünkü onun sözleri dilindeydi. Onun nükteli, iğne dolu sözlerine hazırlıklıydı insanlar.
Çok kalender ve dindar olan Mahmut Keskin iki kuruşunu ya da elinde olanları karşısındakilerle paylaşmasını çok iyi bilirdi. Basit tabiri ile ekmekli biriydi. Şapkası onunla simgeleşmişti. Elindeki girebisi onun vazgeçilmez silahıydı.
Geçimini odun yaparak veya keçi besleyerek sağlardı. Dağlar ormanlar ondan sorulurdu.
Bir gün yüksek bir ormanlık alanda fındık ağacı dikmeye çalıştığı bir sırada yanından biri geçiyormuş. Mahmut Amcaya:
- “Mahmut ne yapıyorsun orada” demiş. Mahmut amca:
-Fındık dikiyorum görmüyor musun?”
- “Ya bırak Allah aşkına bu ormanlık alanda fındık olur mu” deyince Mahmut amca:
- “Be kardeşim dalında kuş da mı ötmez?”demiş.
Yaşmaklı Depelan’da bulunduğu sırada Eymür veya Boynuyoğun Köyünden birinin köpeğinin kaybolması sebebiyle yanına geldiğini görmüş. Köpeğinin Mahmut Dayına soran adam ben köpek görmedim cevabını alınca aralarında tartışma çıkmış.
Adam, Çakırın Mahmut’a;
- Ulan bana bak. Sen beni tanıyor musun? Bizim orada bize Üvezoğulları derler anladın mı? Demiş.
Çakır’ın Mahmut Bu lafın altında kalır mı; Ona:
- Size orada Üvezoğulları deniliyorsa bize de burada Güvenekoğulları derler.
Çerez ve çekirdek yiyenleri pek sevmezdi ya da onlarla dalga geçerdi. Oğlu Rahmetli Celal’in çekirdek yediğini görünce hemen müdahale ederek:
- Kesek (küçük odun parçası) gemüreceğine (kemireceğine) ekmek yesene oğlum sen ne biçim adamsın?” demiştir.
Evleri Süttaşı Mahallesi’nin yüksek kesiminde bir yerde alıyordu. Doğankent’e ve Deregözü’ne yüksekten bakar ve bıyık altından gülerdi. Böyle bir dönemde Fahrinin Mahmut’un Doğankent’te kat kat bina yaptığını ve binanın yükseldiğini görünce:
Yap bakalım Mahmut efendi Bakalım bizim hizaya ulaşacak mısın? diyerek alaycı bir üslup kullanmıştır.
Süttaşı Mahallesi’nin Deregözü mevkiinden olanlara kuşku ile bakmış ve onlardan da lafını hiç esirgememiştir. Deregözü’nün güneşi çok az görmesi nedeniyle onların karbonat yiyerek hayatlarını devam ettirdiklerini ifade etmiştir.
Oğullarının sınava girip de kazanamadığı görünce:
Ura oğlum ben size demedim mi yeniçerilin sınavı bitmeden siz sınav kazanamazsınız diye söylemiştir.
Hastalığı ile dalga geçebilecek kadar hastalığı kafasına takmazdı. Gözünden çıkan sivilceden sonra hastalandı. Öyle ki bu yara daha sonra kafasının bir bölümüne dağılmıştır.
Demişler ki:
- Mahmut dayı gözün görmeyecek artık! Cevabı anında yapıştırmış:
-Varsın görmesin bana altmış sene gözlük yaptı; yeter.
Evleri geniş olduğu için Ramazan aylarında konu komşuya evinde teravih namazı kıldırırdı. 1993 yılının ramazan ayında bir gece teravih namazını kıldırmış ve o gece rahatsızlanarak hayata gözlerini yummuştur. Onun ölümü çevresindekileri üzüntüye boğarken yaklaşık iki ay sonra oğlu Celal’in elektrik çarpması sonucu hayata veda etmesi çevresindekiler deki üzüntüyü kat kat artırmıştır.
Onun bizim bilmediğimiz çok yönünün olduğu muhakkaktır. Unutulmamış unutulmayı da hak etmemiştir. Kendisine Allahtan rahmet diliyorum.
