Lider Bir İnsan: Rahmetli İhsan Patan
- Ayrıntılar
- Son Güncelleme: Çarşamba, 24 Ağustos 2011 04:00
- Yayınlanma: Perşembe, 31 Mart 2011 02:00
İnsan kaybedince anlıyor gerçek değerlerini. Bu memleket o kadar değerli, kaliteli insanlar yetiştirmiştir ki onların varlıkları bizlere övünç kaynağı olmuştur. Şu an hayatta olmayan ve yaşayışı ile dilden dile dolaşan birçok insanımız vardır. Onların varlıkları ve yaşam tarzları, mazisiyle bütünleşmek ve nostaljik yaşamlarıyla hayat bulmak isteyenler için birebirdir.
Bu memlekete kişiliği, varlığı ve yaşam tarzı ile damgasını vurmuş en ünlü simalardan biri Kasapgil ailesinden Rahmetli İhsan Patandır. Kasapgilin İhsan olarak bilinen bu zat 1944 yılında Süttaşı Mahallesi’nde doğdu. Beş kız altı erkek olmak üzere toplam on bir kardeşin sondan üçüncüsüydü. Emine adlı eşi ile mutlu bir yuva kurdu. Bu evliliklerinden Naime, Emin, Saffet, Nerim, Muzaffer, Muammer ve Nuray adlı çocukları dünyaya geldi.
Hayata hep pozitif bakan ve enerji dolu haliyle insanları şaşırtan ama bir o kadar da onların takdirini kazanan rahmetli; uzun boylu, babayiğit biriydi. Kasabın İhsan denilince herkes bir an durur ve heybetli birinin varlığını kabul ederdi. Cesareti ile ünlüydü; gözü pekti. Ama kimsenin kalbini kırmak istemezdi. Onun cesareti kötüler için, içinde kin ve nefret olanlar içindi. Haksızlığa asla tahammül etmez; haklının hakkını gözetirdi.
Hani “lider olunmaz lider doğulur” derler ya bu söz İhsan Patan için biçilmiş kaftandı. Liderlik vasfı onun önemli bir özelliğiydi. İnsanları bir an da etrafında toplayabilir, söz dinletebilirdi. Gerek sosyal yaşam tarzı ve gerekse ticaretle uğraşması çevresinin çok geniş olmasını sağlamıştır. Öyle ki Samsun’dan Erzurum-Ağrı-Van’a kadar alanda onu tanıyan pek çok insan vardı.
Yardımsever, cömert biriydi. Para istemeye gelen fakir kişileri kesinlikle boş çevirmez ve onlara para verirdi. Hastası, düşkünleri olanlara el açardı.
Genellikle takım elbise giyer ve şapka- kasket takardı. Silaha ve ata çok düşkündü. Silah taşımak ve kullanmak konusunda maharetliydi. Atı onun için vazgeçilmez bir hayvandı. At ile dolaşmayı çok sever, çarşıda pazarda at ile gezerdi. Yaylaya genellikle at ile giderdi. Doğankent’ten 40 dakikada Kavraz Yaylası’na çıktığı söylenmektedir.
Evliliklerde arabulucuydu. Düğünlerin vazgeçilmez adamıydı; takı merasimini genel itibariyle o yapardı.
Ticaretle uğraşmış; odun, fındık alım satımı yapmıştır. Ayrıca hayvancılık da ticaret hayatında önemli bir yer tutmuştur. Hayvancılık için özellikle Doğu Anadolu bölgesine çok gidip gelirdi. Odun ticaretine çok önem vermiş adeta Süttaşı Mahallemizin Çilekli Burun mevkii ile özdeşleşmişti. Ticaretini genellikle kamyon ile yapıyordu. Yeğeni Kasapgilin Yaşar Patan onun kamyonunun şoförüydü ve belki de halen Süttaşı Mahallesinde şoför denilince ilk akla gelen isim Kasapgilin Yaşardır. Kamyonla Doğankent’ten Süttaşı’na ve yaylalara yolcu taşırdı.
Rahmetli birinde yine rahmetli olan Hakalo Ali Sarı’nın odununu kamyona yükleyip beraber Trabzon’a satmaya götürüyorlardı. Eymür’e doğru giderken Hakalo Ali Sarı uyumaya başlayınca bunu fırsat bilen İhsan Patan yanında bulunan yapıştırıcıyı kalın kağıda sürerek Ali Sarı’nın ağzına yapıştırmıştı. Akçaabat’a varılınca:
“Ali geldik. Kalk kalk!” diye seslenmişti.
Ali Sarı, ağzının yapıştırıcı ile kapatılmış olmasından dolayı konuşamamış ve “ııhhmmm” diye ses çıkarmıştı. İhsan Patan ise gülmekten kendini alamamıştı.
Yine birinde Kovancak mevkiinden İkiz Mehmet Yazıcı’nın bir buçuk tonluk fındığını arabasına yükleyerek satmaya götürürken arabası Deregözünde “Yaramış” denilen yerde İsmilli ailesinden Mehmet Öztürk’ün bahçesinden aşağı yuvarlandı. Kamyonla beraber bir buçuk ton fındık da dereye gitti. Fındığın bir kısmı kurtarılmış ancak bir kısmı da zayi olmuştu. Ayrıca bu kazada rahmetli ayağından yaralandı ve yaklaşık bir ay evde yattı. Ama onun aklında yaralanmasından ziyade İkiz Mehmet Yazıcı'nın telef olan fındığı vardı. Ekiz Mehmet Dayıya fındığı için:
“Senin ne kadar fındığın noksan geldi söyle de onu ödeyeceğim” demiş. Mehmet Dayı ise bu durum için bir an duygusallaşmış ve İhsan Patan’a dönerek:
“Ula fındık önemli mi? Senin gibi bir insanın başına bir şey gelse biz ne yapardık” diyerek teklifini geri çevirmişti.
Liderlik vasfının çok iyi olduğunu bildiğimiz rahmetli, Doğankent Belediye Başkanlığı seçimlerine katılmıştı. Ancak siyasete ilk defa atılmak isteyen İhsan Patan 6 oyla seçimleri kaybetmiş ve bu duruma üzülmüştü.
Rahmetli Fatma Ablasının büyük oğlu Hasbinin Ali Yazıcı’yı çok sever ve ona yüksek sesle “Yeğenim Ali” diye çağırırdı. Bugün halen birçok kişi Ali Yazıcı’ya yeğenim Ali diye seslenmektedir ki bu laf rahmetli İhsan Patan’dan kalma bir ifadedir.
Hayatı uzun ömre vefa etmedi. 1991 yılının mayıs ayında akciğere bağlı kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümler olur da bir iki gün sonra normal hayata dönülür ya onun ölümünün acısı günlerce, aylarca hatta yıllarca sürdü. Ölümü toplumda derin yaralar açtı. Cenazesindeki kalabalık belki de onun ne kadar sevildiğinin, çevresinin ne kadar geniş olduğunun en büyük göstergesiydi. Mezarı Süttaşı Mahallesi’nin Doğankent’e bakan güney mevkiinde aile kabristanlığında bulunmaktadır.
Onun ölümünden sonra eşi ve çocukları Adapazarı ve İstanbul’a yerleştiler.
Allah’tan rahmet dilediğimiz Merhumun mekanı cennet olsun!
